Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Kurt Vonnegut Seti-6 Kitap Takım
Kurt Vonnegut Seti-6 Kitap Takım

Kurt Vonnegut Seti-6 Kitap Takım

10/10 - 1 Kişi FAVORİLERİME EKLE
Yayınevi : April Yayıncılık
Standart Teslimat
31 Temmuz - 05 Ağustos
* 50 TL üzeri bedava!
  • Bu üründe, 'standart teslimat'ta kargo bedava!
  • Barkod: 3990000070997

Kurt Vonnegut Seti-6 Kitap Takım Kitap Açıklaması

Gece Ana

Campbell son derece ağır suçlarla itham edilmesinin yanı sıra bir yazar, bir zamanlar orta karar şöhrete kavuşmuş bir oyun yazarıydı. Yazardı demek, sırf sanatın gerektirdiklerinin ona, üstelik herhangi bir sakınca görmeden yalan söylettiğini söylemektir.

Oyun yazarıydı demekse hiç kimse sahne kadar garip bir yapaylıktaki bir şey üzerinde hayatları ve tutkuları çarpıtan bir adamdan daha iyi yalan söyleyemeyeceğinden, okura yapılan daha da sert bir uyarıdır.

İnsanı insan yapan nedir?
Kimliğimizi ne belirler?
Genetik miras mı? Yetiştirilişimiz ve ailelerimiz mi?
Irkımız, dilimiz, dinimiz mi? Çevremiz mi?
Coğrafya mı? Tarih mi?
Başımıza gelenler mi?
Yoksa hepsini birden alıp ne yaptığımız mı?
Davranışlarımızın altında hangisi yatıyor?
Yaptığımız veya yapmadığımız şeylerin sonuçları, son tahlilde tümüyle bizim midir? Doğru, hep göründüğü gibi midir?
Yalan her bağlamda kötü müdür yoksa anahtar,
görelilik kuramının söylediği şey midir?
Merhamet olmadan insan, insan olur mu?

Kurt Vonnegut, başyapıtlarından Mezbaha 5'te ufak bir rolde görünmüş Amerikalı 'Vatan Haini' Howard W. Campbell Jr'ı başrolüne oturttuğu casusluk öyküsü Gece Ana'da, tanıyıp sevdiğimiz, hem gülümsetip hem göz yaşartan sivri diliyle bir kez daha şereften merhamete, aşktan ihanete her yönüyle insan olmayı anlatıyor.

 

Ölümlüler Uyurken

İnsanlar ve makineler, sanat ve zanaat; servet, şöhret ve aşk ideallerinin sıradan yaşamlarda nasıl da garip virajlara neden olduğu üstüne öyküler bunlar.
Buldozerler, greyderler ve asfalt sericilerden oluşan bir orduyu yöneterek yollar inşa eden bir adam, zamanını minyatür trenleriyle oynayarak çarçur ediyor-ta ki hayatındaki kadın hayallerindeki bu dünyayı yerle bir edinceye kadar. Stenografi havuzunda kısılıp kalmış hayalperest bir genç kız, kaçak bir soyguncudan gelen ses bandıyla ilginç bir teklif alıyor. Huysuz bir gazeteci Noel aydınlatmalarını değerlendirecek komitede zorla jüri üyesi yapılınca, önce şatafatlı yaşamıyla şüpheleri üstüne çeken eski bir hükümlüyle, sonra da bir mucizeyle karşılaşıyor. Yaşamını kocasından kalan domuz çiftliğinde sürdüren dul bir kadın, Schenectady'de yaşayan bir adamdan "ruhun o tanımlanamaz tatlı sızıları" ile ilgili esrarlı, beklenmedik mektuplar almaya başlıyor. Yüz yüze tanışmak için gittiğinde, acaba neyle karşılaşacak?

 

Daha Ne Olsun

Kurt Vonnegut üniversite mezunu değildi. II. Dünya Savaşı sırasında Cornell Üniversitesi'nden ayrılıp savaşa gitti. Bulge Çarpışması'nda 106. Piyade Bölüğü'nde görev yaparken Almanlara esir düştü ve Dresden'deki savaş esirleri kampına yollandı. Dresden bombardımanından, yeraltındaki Mezbaha No. 5 adlı et deposuna hapsedildiği için sağ kurtuldu.

Kurt Vonnegut, düzene seçenek arayan altmışlar gençliğinin yeraltı kahramanlarından biriydi.Romanı Mezbaha No.5'in yayınlanışının getirdiği dünya çapında övgüden sonra, Amerika'nın en gözde mezuniyet töreni konuşmacılarının arasına girdi. Gençlere bir gecede başarı vaat eden formüller ya da tozpembe beylik laflar sunmazdı. Aksine, mezunların karşısına her seferinde yepyeni, taptaze fikirlerle, öykülerle çıkar, akıl kışkırtacak yeni kaynaklar sunardı. April Yayıncılık büyük yazara saygıyla sunar: Kurt Vonnegut'ın mezuniyet konuşmaları ilk kez Türkçede! Daha ne olsun?

 

Paldır Küldür

'Bahar aylarındayız. Akşamüstü.

Ölüm Adası Manhattan'daki Empire State Binası'nın lobisinin zemininde yanan ocağın dumanı, bir aylandız ağacı cengeline dönüşmüş olan 34. Sokak'ın üzerinde asılı.


Mavi gözlü, uzun çeneli, iki metre boyunda, yüz yaşında bir adam, vaktiyle taksi olan bir şeyin arka koltuğuna yerleşmiş, cengelin içindeki küçük bir açıklıkta oturuyor.

O adam benim.
Adım Dr. Wilbur Nergis-11 Swain.

Amerika Birleşik Devletleri'nin eski başkanıyım. En son Başkan, en uzun boylu Başkan, Beyaz Saray'da ikamet ederken boşanan tek Başkan, en hilkat garibesi Başkan.'
Yakın gelecek ABD.

Herkese bir göbek adı vererek 'genişletilmiş yapay aileler' ve 'kardeşlik kastları' oluşturulmuş. Çinlilerin yerçekimiyle oynaması yüzünden gündelik yaşam son derece çetrefilli.

Salgın hastalıklar ve enerji krizleri sonucunda ülke viran ve dünyanın geri kalanıyla ilişkisi kopmuş. New York ve Boston ve San Francisco limanları yeniden ormanlarla kaplanmış. Makineler çalışmıyor.

21. yüzyıl edebiyatının son ilham kaynağı Kurt Vonnegut daha önce Hacıyatmaz ismiyle yayınladığımız Paldır Küldür ile yeniden huzurlarınızda...



Otomatik Piyano

İlerleme…
Kulağa pek hoş gelen bir kavram.
Hep ileri, daima ileri! İnsanlığın gelişmesi, sınırlarını zorlaması, aşması…


Peki, bedeli?


Üçüncü Dünya Savaşı sonrası: Aşırı mekanikleşmiş bir toplum. Fabrikalar, tüm üretim, her şeyin çalışması için bir avuç insan, bir avuç becerikli mühendis yeterli. Geri kalanlarsa…


Bu toplumun süper-mühendislerinden Paul Proteus, yaşadığı ‘Mekanize Amerikan Rüyası’ndan uyanarak varlığını, hayatın anlamını, toplumdaki muazzam ayrışmayı, ilerlemenin nelere mal olduğunu sorguluyor. ‘İnsan’ dünyayı yeniden kazanmak için isyan hareketine mi katılmalı yoksa görece muazzam refahın bedelini ödemeye razı mı olmalı?


Otomatik Piyano, ataları Biz, Cesur Yeni Dünya ve dört yıl büyüğü 1984 gibi akıl-ilerleme-mekanikleşme temalı bir distopya. Ama farklı. Çünkü Vonnegut’ın distopyasındaki makineler, diğer distopyaların yazarlarının muazzam hayal güçlerinden çıkmış makineler değil, kitabın yazıldığı dönemde var olan makineler.
Otomatik Piyano bizleri uzakta değil, çok yakında olan bir şeye karşı, hem de ‘İlerleme’ye laf etmenin hiç hoş karşılanmadığı 50’li yıllardan uyarıyor ve teknolojinin muazzam gelişiminin işin içine insana has hırslar girdiğinde nerelere varabileceğini gösteriyor.


Otomatik Piyano, Kurt Vonnegut’ın bildik sivri dilli açık sözlülüğüyle, “Konusunu, konusu güle oynaya Biz’den araklanmış Cesur Yeni Dünya’dan güle oynaya arakladım,” dediği ilk göz ağrısı…

 

Ülkesiz Bir Adam

Ocak 2007'de Vonnegut Ülkesiz Bir Adam için "Bu yazdığım son kitap olacak," dedi. Üç ay sonra hayata gözlerini yumdu.

"Hayallerinde Vonnegut'la yaşamış tüm okurlara: Karşılaşsaydınız göreceğiniz Vonnegut buydu."

- Usa Today -

Vonnegut yapmayı en iyi bildiği şeyi yapıyor: Kendi Olmak. Vonnegutluk.

Ülkesiz Bir Adam'da dâhi yazar sanat, seks ve politika üzerine introspektif bir performansa girişiyor.

Gelecek günlerin olası senaryolarına dair esprili, isabetli ve keskin gözlemler bunlar.

Vonnegut'la henüz tanışmamış okurlar için bir merhaba, sadık takipçileri için bir el kitabı.

Algan Sezgintüredi çevirisiyle yeni çağın Vonnegut usulü güncesi:

Ülkesiz Bir Adam.

"Vonnegut bir hatırat yazacak olsa ancak böyle bir metin çıkardı ortaya."

- Los Angeles Times -

"Tıpkı Mark Twain gibi, Kurt Vonnegut'un sıradışı metninin mizah dozu yüksek, zekası keskin... Ülkesiz Bir Adam çok eski bir dostla saatler süren bir sohbet gibi."

- The New York Times Book Review -

"Her zamanki Vonnegut işte.

Eğlence acıyla, umut umutsuzlukla, mizah ciddiyetle beraber."

- Chicago Tribune -

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 1336

Ebat : 13,5 x 21,5

İlk Baskı Yılı : 2020

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe

Yorumlar 0

Henüz yorum yapılmadı!

x

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.