Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


Mundi 1.Yıl Kurgu Kitapları Seti-6 Kitap Takım
Mundi 1.Yıl Kurgu Kitapları Seti-6 Kitap Takım

Mundi 1.Yıl Kurgu Kitapları Seti-6 Kitap Takım

0/10 - 0 Kişi FAVORİLERİME EKLE
Yazar: Kolektif
Yayınevi : Mundi
Standart Teslimat
07 - 11 Aralık
* 100 TL üzeri bedava!
  • Bu üründe, 'standart teslimat'ta kargo bedava!
  • Barkod: 7000100010841

Mundi 1.Yıl Kurgu Kitapları Seti-6 Kitap Takım Kitap Açıklaması

Ben Hep Senin Yanındaydım


Gözlerimi kapadım, seni düşledim. yan koltuğumda oturuyordun. elinde bi kitap vardı. göz göze geldik, “masal okuyorum, iyi geliyor,” dedin. yanıma kitap almayı unutmuşum. sıkıntımı anladın, kitabı bana uzattın. “al, okumaya başla, iyi gelecek.” teşekkür edip aldım kitabı elime. tam ilk sayfayı çevirecekken uçağın güvenlik anonsu düşlerimden uyandırdı beni. gözümü açtığımda, hostes kılığına bürünmüş dünyanın en güzel kadını, portakal suyu uzattı, çapkın bi göz kırpış eşliğinde.

“Buyrun nejat bey.”
“Teşekkür ederim.”

Bardaktan bi yudum aldım. havai fişekler patladı içimde. votka portakal! tekrar kapattım gözümü, düşümde seni görmek için. kitabı geri verecektim, yoktun. kitabın kapağına baktım:

Ben Hep Senin Yanındaydım.

Masallara daldım...

 

König: Dünyayı Dolandıran Türk'ün Romanı

İnanılmaz ama gerçek bir uluslararası dolandırıcılık hikayesi…

1936 yılında Avrupa’da faşizm rüzgârları eser, İspanya kanlı bir içsavaşa sahne olurken direnişçiler savaşta kullanmak için bombardıman uçaklarına ihtiyaç duyuyordu. Uçakları temin etmek üzere devreye giren uluslararası çetenin kilit oyuncusu ise kurnaz bir Türk’tü: König (Kral) lakabıyla anılan Ekrem Hamdi Bakan.

Ucu devletin en üst mercilerine dayandığından uzun süre örtbas edilmeye çalışılan bu büyük kumpasın başkahramanı Ekrem Hamdi, en tehlikeli dönemeçlerden kıl payı kurtulmayı başaran çapkın bir düzenbaz, önemli devlet adamlarıyla girift ilişkileri sayesinde yolunu bulan, eşine ancak romanlarda rastlanan nevi şahsına münhasır ir şahsiyet. König: Dünyayı Dolandıran Türk’ün Romanı’nda çoğu ilk kez gün yüzüne çıkarılan belgelerden yola çıkan ve Paris’ten İstanbul’a, otel odalarındaki gizli toplantılardan Meclis koridorlarına uzanan nefes kesici bir maceraya tanık olacaksınız.


Bir Şifa Bağımlısının İtirafları

"İpin ucunu bir yerde kaçırdım. Bazı kadınların hep daha fazla estetiğe ihtiyaç duymaları gibi, ben de ruh estetiğine ihtiyaç duyuyordum. Kabul ediyorum, şifa bağımlısı oldum.”

Bu, sıradan bir annenin kişisel gelişim fenomenine kendini kaptırma hikâyesi...

Şaman, astrolog, hipnotizmacı, vücut okuyucusu, bir düzine nefes, masaj ve dans terapisti, çok sayıda enerji uzmanı ve bin bir çeşit şifacı, bir insan ruhuna ne yapabilir? Cevap, Bir Şifa Bağımlısının İtirafları’nda…

Tıbbın çaresiz kaldığı bir bağışıklık hastalığını yenmek için başvurduğu uygulamalarda hızını alamayan Ela Başak Atakan’ın, detoksla bağırsaklarını, yogayla kafasını, farkındalıkla nefesini ve bütün bunları yaparken cüzdanını boşaltmasını kahkahalarla okuyacaksınız.

 

Göçmek Ne Garip Şey Anne!

Boğaz havası mıydı içime çektiğim, İstanbul'un kiri pası mıydı yoksa? Ya da o kentte attığım tüm kahkahalar mıydı? Belki de üniversiteye gittiğimden beri o devasa kentte geçirdiğim 17 yılımdı an an? Hâlâ bilmiyorum. Yaşam kadar ağır bir şeyi içime çektim; sonra da topografik olarak yedi tepeli değilse bile yedi bela olduğunu herkese binlerce kez ispatlamış olan o kente son kez baktım. Ve düştüm yola. 35 yaşımda ve henüz iki yaşına bile girmemiş çocuğumla. 2016'nın Ekim'iydi. Ekim'in başı. Mutluluktan havalara uçmuyordum ama ölesiye mutsuz da değildim. Heyecanlıydım biraz. İçimdeki ürperti klimadan değildi, sanmıyorum. Ben bahar bahçe düşlüyordum lakin ille de bir yanım yaprak döküyordu. Sanki kavlimi yerine getirmemişim gibi bir his... kalbimi dişliyordu. Nabzımın hızlanması ve kulaklarımdaki basınç uçağın inişinden değildi, işte tam da bundandı. Ah ben ki göklere sığamamıştım, yerlere nasıl sığacaktım!

Kalmak zor, göçmek daha zor. Ama göçtüğün yere alışmak, yakınlarını geride bırakmak, en zoru. Filiz Yavuz, her Türkiyeli göçmenin yaşadığı zorlukları, gazeteci titizliğiyle ve eğlenceli, içten bir dille anlatıyor. Elinizdeki kitap, mükemmel bir modern gurbetlik hikâyesi. 21. yüzyılın başında Türkiye'den göçenlerin haletiruhiyesini anlamak için mükemmel bir kaynak.

Mehveş Evin

Göçmek Ne Garip Şey Anne! adlı kitap Filiz'in Madrid'e gidişiyle başlıyor. Türkiye'nin 20 yıllık panoramasını Türkiye'den göçün kısa tarihi izliyor; süren göç dalgasının kökleri irdeleniyor. Hepimize sirayet eden umut ve umutsuzluk arasındaki gelgitler ve mutluluğun umutla ilişkisi ortaya konuyor. Kitap, Türkiye'den göç etmek isteyenler için aynı zamanda bir kılavuz niteliğinde. Gitmenin ve gidilen yerde tutunmanın yollarına dair teknik detayların yanı sıra, sosyal ve kültürel hayata katılım ve uyum anlamında kolaylaştırıcı ipuçlarını da içinde barındırıyor. Bu bilgiler, tarihten lezzetli anekdotlar ve hikâyelerle tamamlanıyor. Bütün çıplaklığıyla, iyisiyle kötüsüyle, hüznüyle neşesiyle, öfkesiyle sükûnetiyle Türkiyeli bir göçmenin gerçek deneyimini okura bizzat yaşatmayı başarıyor.

Melis Alphan

 

Bence Katil Öldürdü-Bir Hercule de Potasse Polisiyesi

Ben Antoine Hercule de Potasse. Kartvizitimde yazandan çok daha fazlası olmakla övünmüşümdür; mesleğimizin varoluşumuzun ancak ufak bir kısmını tasvir ettiğine dair o ünlü deyişi bilirsiniz. Beni tanımak isteyenlere kısaca özetlediğim gibi, telaffuzu en az icrası kadar zor altı farklı Uzakdoğu savunma sanatında kara kuşak veya üst düzey diploma sahibiyim. Dünyanın en yüksek beş tepesine, üstelik aynı anda tırmanmayı becerdiğim için kar leoparı sıfatını kazanmış bir dağcıyım. Nasıl becerdiğimi müsait bir zamanınızda teferruatıyla anlatırım. Teferruat demişken, istisnai bir ehl-i dikkat olduğumdan mekanik saat tamircisi, sırf denize değil derinliklerindeki her canlıya âşık olduğum için sertifikalı bir hidrografım. Tüm bu hobilerimi bir kenara bırakırsak, ki beni yakından tanımak isterseniz bırakmanızı tavsiye etmem, hayatımı uzun yıllardır özel dedektif olarak kazanıyorum. Ve hizmetinizdeyim.

Paris’in müstesna bir semtinde, ünlü bir işadamının cesedinin etrafında, kıymeti kendinden menkul bir dedektif, Çorum yöresi türküleri eşliğinde bir aşk, ünlü Türk casuslarının tam listesi, ev yoğurdu tarifi ve dahası… Tuhaf karakterler, lüzumsuz bilgiler, ilginç çizimler ve akla hayale sığmayan sürprizlerle dolu bir dedektif romanı.

“Aptallığı dâhiyane bir vukufiyetle takdim eden, cinayeti kahkahayla buluşturan bir eser.”

- Murat Menteş

“Ben ki yıllardır tutarlı saçmalıklar peşindeydim, katilin öldüremediği bir özel dedektif çıksa da karşıma canına okusam derken, okuyamayacağım bir kitapla beni şaşırtıyor, okurlarını da perişan ediyorsun! Elbette Hercule de Potasse’ı anlamayan nesle aşina değiliz.”

- Cevat Çapan

 

Arızanın Merkezine Seyahat


Saatte 300 km hızla akan komik, fantastik, romantik bir macera!

“Sona Ertekin'in kitabı Arızanın Merkezine Seyahat, bana sanki benim için yazılmış gibi geldi. Kurgusu, âhir zaman kâşifleri/arayıcıları bir yana, dili resmen bir hazine. Leyla'nın cehennemi de, benim cehennemim, evet: Buzdan bir mekân...”

- Sevin Okyay -

Gizemli bir kitabın peşindeki maceraperest bir ödül avcısını ve kırgın bir kitap dedektifini Moda’nın dar sokaklarından Kamboçya ve Bali sahillerine, yağmur ormanlarından yanardağların zirvesine sürükleyen soluk soluğa bir dünya yolculuğu…

“Macera her an bir adım ötemizde olsa da kaçınılmaz değildir. Ama bilinmezliğe bir kez adım attığınızda, asla geri dönmek istemezsiniz.”

 

(Tanıtım Bülteninden)

Hamur Tipi : 2. Hamur

Ebat : 13,5 x 19,5

İlk Baskı Yılı : 2020

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe

Yorumlar 0

Henüz yorum yapılmadı!

x

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.